Atatürkün Hayatı

Atatürk'ün okul hayatı ve okul yılları içerisinde gösterdiği azim ve istikrar takdire layıktır.
Ulu önderimiz İlkokul eğitimi için, Selanik'teki Şemsi Efendi okuluna gitmiş, ancak babasını çok küçük yaşlarda kaybedince okuldan ayrılmak zorunda kalmıştır. Mustafa Kemal,  kız kardeşi Makbule ve annesi ile birlikte dayısının Selanik yakınlarındaki çiftlik evine yerleşmişlerdir; yaşamları bu şekilde bir süre devam etmiştir. 

Atatürk çiftlikte çalışırken, annesi okula gitmemesinden endişe duymaya başlamıştır. Sonra, annesinin Selanik'te bulunan kız kardeşinin yanına giderek Askeri Rüştiyeye kaydını yaptırmıştır. Rüştiye'yi 1895 yılında bitiren Mustafa Kemal Manastır'daki Askeri İdadi'ye girmiş ve başarılı bir şekilde bitirmiştir. Mustafa Kemal daha sonra İstanbul'a gitmiş, 13 Mart 1899 yılında başladığı Harbiye'yi bitirdikten sonra,1902 yılında Harp Akademisine başlamış ve 11 Ocak 1905 yılında kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur.

Atatürk'ün Öğrenim Hayatı ve Gençliği

Küçük Mustafa, Haziran 1887'de başladığı ilk 
öğrenimine bir süre annesinin arzusuna 
uyarak Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle 
mektebinde devam etti; fakat çok geçmeden
 babasının isteği ile Selanik'te çağdaş eğitim 
yapan Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti ve 
ilkokulu burada bitirdi. 



Şemsi Efendi, yeni öğrencisinin yeteneklerini ve zekâsını takdir ettiğinden, küçük Mustafa'nın kendi okulunda bulunmasından son derece memnundu.

Küçük Mustafa, bu okulda okurken babası öldü. Ali Rıza Efendi'nin ölümü üzerine, Zübeyde Hanım üç çocuğu ile bir süre Selânik yakınlarındaki Lankaza'da bulunan Rapla çiftliğinde subaşılık yapan kardeşi Hüseyin Efendi'nin yanına yerleşti. Çiftlik hayatı nedeniyle küçük Mustafa'nın öğrenimi ister istemez bir süre aksamıştı. Fakat, çok geçmeden Selanik'e dönerek halasının yanında, bıraktığı yerden öğrenimine devam etti.


İlk öğretmeni Şemsi Efendi

Küçük Mustafa, Şemsi Efendi İlkokulundan 
sonra bir süre Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ne 
devam etti ise de Kaymak Hafız adlı Arapça 
öğretmeninin kendisine haksız yere sopa ile
 vurması üzerine bu okuldan ayrıldı ve 1894 
yılının Temmuz-Ağustos aylarında kendi kararı
 ile Askerî Rüştiye'ye müracaat ederek 
öğrenimine burada devam etti. Yazları, dayısı
 Hüseyin Efendi'nin yanına gider, okul 
zamanına kadar çiftlikte kalırdı. Mustafa, bu 
okulu gerçekten sevmişti. Arkadaşları 
arasında zekâsı ve üstün yetenekleri ile kısa 
zamanda kendisini gösterdi ve 
öğretmenlerinin sevgisini kazandı; 
öğretmenleri neredeyse kendisine bir arkadaş 
muamelesi yapma gereğini hissetmişlerdi.




Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi, genç öğrencisinin yetenekleri ve zekâsı karşısında sınıftaki diğer Mustafa'larla aralarındaki farkı belirtmek üzere öğrencisinin adının sonuna "Kemal" ismini ilâve etti. Artık genç öğrenci Mustafa Kemal olmuştu.


Manastır İdadisi

Genç Mustafa Kemal, Manastır Askerî İdadisini de başarı ile bitirerek 13 Mart 1899 tarihinde İstanbul'da Harp Okulu'na girdi. 3 senelik başarılı bir Harbiye öğreniminden sonra 10 Şubat 1902'de bu okulu Teğmen rütbesiyle bitirdi ve öğrenimine Harp Akademisinde devam etti.1903 yılında Üsteğmen olmuştu.11 Ocak 1905 tarihinde de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisinden mezun oldu.


Harbiye Mektebi / Pangaltı -ISTANBUL

Harp Okulunda ve Harp Akademisinde de 
zekâsı, yetenekleri ve üstün kişiliği ile 
kendisini arkadaşlarına ve hocalarına 
tanıtmış, onların içten sevgi ve saygısını 
kazanmıştı.
 


Askerlik derslerine büyük ilgisi yanında 
matematiğe, edebiyata ve güzel söz 
söylemeye karşı da merakı ve eğilimi vardı. 
Harbiye'de ve Harp Akademisi'nde, memleket 
ve millet davaları ile ilgilenmesi, düşüncelerini cesaretle ifadeden çekinmemesi sebebiyle aydın ve inkılâpçı bir subay olarak tanınmıştı. 



Devir istibdat idaresi idi ve bu davranışları aleyhine olabilirdi; ancak çevresince gerçekten çok sevilişi, düşüncelerinde samimî oluşu, onun herhangi bir tertibe kurban gitmesini önlemişti. Bununla beraber Harp 
Akademisi'nden mezuniyetini izleyen günlerde istibdat ve padişahlık rejimi aleyhindeki düşünceleri ve durumu, şüphe çekerek birkaç ay İstanbul'da tutuklu kaldı; sonra bir nevi sürgün olarak vazife ile 5 Şubat 1905 tarihinde Suriye bölgesine, Şam'a atandı.

Kaynak: www.kho.edu.tr

Atatürk Resimleri ve Fotoğrafları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorum Yaz